Menü

Çocuklarda Alerjiler Nasıl Yönetilir?

Çocukluk çağı alerjileri immün sistemin zararsız maddelere karşı abartılı yanıt vermesi sonucu gelişen kronik inflamatuvar durumlar olup prevalansı son otuz yılda belirgin artış göstermiştir. Gelişmiş ülkelerde çocukların yüzde otuz ila kırkında bir veya daha fazla alerjik hastalık görülmekte olup besin alerjileri, allerjik rinit, astım, atopik dermatit ve ilaç alerjileri en yaygın formlardır. Hijyen hipotezi erken çocukluk döneminde mikrop maruziyetinin azalmasının immün sistemin dengesizliğine yol açarak alerji gelişimini kolaylaştırdığını öne sürmektedir. Genetik yatkınlık önemli bir risk faktörü olup ebeveynlerin her ikisinde de alerji varsa çocukta alerji gelişme riski yüzde altmış ila yetmişe ulaşmaktadır. Erken tanı, uygun tedavi ve çevresel tetikleyicilerden kaçınma stratejileri ile çocukların yaşam kalitesi önemli ölçüde iyileştirilebilmekte ve alerjik marchın progresyonu önlenebilmektedir.

Çocuklarda Yaygın Alerji Türleri

Besin alerjileri süt, yumurta, fındık, yer fıstığı, soya, buğday, balık ve kabuklu deniz ürünleri en yaygın alerjenler olup infant ve küçük çocuklarda sık görülür. IgE aracılı reaksiyonlar ürtiker, anjiyoödem, kusma, diyare, bronkospazm ve anafilaksi şeklinde akut semptomlarla prezente olur ve maruziyetten dakikalar ila iki saat içinde gelişir. Non-IgE aracılı reaksiyonlar besin proteinine bağlı enterokolit sendromu FPIES, proktit ve enteropatiler gecikmiş gastrointestinal semptomlarla karakterizedir. Süt ve yumurta alerjisi çoğu çocukta beş yaş civarında tolere edilirken yer fıstığı, fındık ve deniz ürünleri alerjileri genellikle yaşam boyu sürmektedir. Oral alerji sendromu taze meyve ve sebzelere karşı hafif ağız ve boğaz kaşıntısı şeklinde çapraz reaksiyon gösterir ve polen alerjisi ile ilişkilidir.

Allerjik rinit saman nezlesi çocukların yüzde on ila yirmi beşinde görülür ve polen, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve küf sporlarına karşı gelişir. Semptomlara burun akıntısı, tıkanıklık, hapşırma, burun kaşıntısı, göz sulanması ve postnasal akıntı dahildir. Mevsimsel allerjik rinit ilkbahar ve sonbahar aylarında polen maruziyetiyle, pereniyal allerjik rinit ise yıl boyunca ev tozu akarları ve hayvan alerjenleriyle tetiklenir. Allerjik konjonktivit göz kızarıklığı, kaşıntı, sulanma ve ödem yaygın eşlik eden durumdur. Atopik dermatit egzama süt çocukluğundan başlayan kuru, kaşıntılı, kızarık ciltle karakterize kronik inflamatuvar cilt hastalığı olup çocukların yüzde on ila yirmiğinde görülür. Yüz, boyun, dirsek ve diz kıvrımlarında yamasal lezyonlar tipiktir ve kaşıntı gece şiddetlenir.

Astım çocukluk çağının en yaygın kronik solunum hastalığı olup havayolu inflamasyonu ve bronkospazm nedeniyle hırıltı, öksürük, göğüs sıkışması ve nefes darlığı ile karakterizedir. Allerjik astımda ev tozu akarları, polen, küf, hayvan tüyleri ve hamamböceği alerjenleri tetikleyicilerdir. Viral enfeksiyonlar özellikle RSV ve rinovirüs, soğuk hava, egzersiz, duygusal stres ve hava kirliliği non-allerjik tetikleyiciler arasındadır. İlaç alerjileri antibiyotikler penisilin, sefalosporinler, NSAİİ ibuprofen ve aşılar nadir olup deri döküntüsü, ürtiker, anjiyoödem ve ciddi vakalarda anafilaksi ile prezente olabilir. İnsekt venom alerjileri arı, yaban arısı ve eşek arısı sokmaları şiddetli lokal reaksiyonlar veya sistemik anafilaksi yaratabilir.

Tanısal Yaklaşım ve Testler

Detaylı anamnez semptomların başlangıç zamanı, süresi, sıklığı, tetikleyiciler, besin veya çevresel maruziyetler, ailevi alerji öyküsü, büyüme gelişme parametreleri ve günlük yaşam aktivitelerine etkinin sorgulanması tanıda ilk adımdır. Fizik muayene allerjik salute burun ovma jesti, allerjik shiners göz altı gölgeler, dennie-morgan kıvrımları alt göz kapağı çizgileri, cobblestone appearance farinks arka duvarında lenfoid hipertrofi, atopik dermatit lezyonları ve solunum sisteminin değerlendirilmesi önemli bulgular sağlar. Deri prick testi en yaygın kullanılan test olup alerjenlerin ön kol cildine damlatılması ve steril lansetle hafif çizilmesi on beş dakika sonra üreme ve eritem yanıtının ölçülmesi ile IgE aracılı duyarlılığı gösterir. Pozitif kontrol histamin ve negatif kontrol salin kullanılır ve üç milimetreden büyük endürasyon anlamlıdır.

Spesifik IgE kan testi ImmunoCAP serum örneklerinde alerjen-spesifik IgE antikor seviyelerinin ölçülmesi olup deri testi yapılamayan durumlarda yaygın cilt hastalığı, antihistaminik kullanımı, anafilaksi riski alternatif yöntemdir. Sonuçlar kU/L kilounite per liter olarak raporlanır ve nokta on üzeri değerler pozitif kabul edilir ancak klinik korelasyon esastır. Oral gıda provokasyon testi şüpheli besin alerjisinin kesin tanısı için altın standarttır ve kontrollü klinik ortamda artan dozlarda gıdanın tükettirilmesi ve reaksiyon gelişip gelişmediğinin izlenmesiyle yapılır. Yüksek anafilaksi riski nedeniyle tecrübeli merkezlerde epinefrin hazır bulundurularak gerçekleştirilmelidir. Atopi patch testi gecikmiş tip hipersensitivite reaksiyonlarını değerlendirmek için gıda alerjenleriyle yapılan epikütanöz testtir ve non-IgE aracılı besin alerjilerinde kullanılabilir.

Komponent-resolved diagnostics CRD moleküler allerjoloji alerjen proteinlerinin spesifik komponentlerine karşı IgE ölçümü yaparak çapraz reaksiyonları ve klinik önemli duyarlılıkları ayırt etmeye yardımcı olur. Total IgE seviyesi atopik diathesis göstergesi olup yüksek seviyelerde alerji olasılığını artırır ancak spesifik değildir. Eozinofil sayımı periferik kanda veya nazal sekresyonda yüksek eozinofil allerjik inflamasyonun göstergesidir. Exhaled nitric oxide FeNO ölçümü astımda eozinofilik havayolu inflamasyonunun non-invaziv biomarkırıdır ve yirmi ppb üzeri allerjik astımı destekler. Spirometri FEV1, FVC akciğer fonksiyon testleri astım tanısında havayolu obstrüksiyonunu ve bronkodilatör yanıtını değerlendirmek için kullanılır ve altı yaş üzeri çocuklarda güvenilirdir.

Tedavi ve Yönetim Stratejileri

Alerjen kaçınması birincil tedavi stratejisi olup besin alerjilerinde şüpheli gıdanın diyetten tamamen elimine edilmesi etiket okuma becerileri ve çapraz kontaminasyon farkındalığı, çevresel alerjilerde ev tozu akarlarından kaçınma yatak ve yastıkların allergen-proof kılıflarla kaplanması, haftada bir sıcak yüz seksende yıkama, halıların kaldırılması, nem kontrolü yüzde otuz ila elliyi aşmamalı, hayvan tüylerinden kaçınma evcil hayvanı evden uzaklaştırma veya yatak odasından dışlama, polen maruziyetini azaltma pencere kapatma, polen yoğun saatlerde dışarı çıkmama, eve gelince duş alma ve küf sporlarından kaçınma nem kontrolü, havalandırma esastır. Beslenme modifikasyonları besin alerjili çocuklarda alternatif gıdalar ve takviyelerle beslenme yetersizliğini önleme süt alerjisinde ekstensif hidrolize veya amino asit bazlı formülalar gereklidir.

Farmakolojik tedavi antihistaminikler oral ikinci nesil non-sedatif setirizin, loratadin, feksofenadin allerjik rinit, ürtiker, kaşıntı kontrolünde birinci basamak olup çocuklarda güvenli, intranazal kortikosteroidler flutikazon, mometazon allerjik rinitin en etkili tedavisi olup düzenli kullanımda burun tıkanıklığı, akıntı ve hapşırmayı azaltır, topikal antihistaminikler intranazal azelastin veya oftalmik olopatadin hızlı semptom rahatlaması sağlar, lökotrien reseptör antagonistleri montelukast hafif-orta astım ve allerjik rinitte anti-inflamatuvar etki gösterir, inhale kortikosteroidler budesonid, flutikazon astım kontrolünde ana tedavi olup havayolu inflamasyonunu azaltır ve uzun vadeli kontrol sağlar ve bronkodilatörler kısa etkili beta-agonistler salbutamol akut bronkospazm rahatlaması için kullanılırken uzun etkili formoterol, salmeterol kontrol ilacıyla kombinasyonda kullanılır.

İmmünoterapi alerjen immünoterapisi subkutan SCIT veya sublingual SLIT artan dozlarda alerjen maruziyeti ile immün tolerans geliştirmeyi hedefleyen hastalık modifiye edici tedavi olup üç ila beş yıl sürer. Polen, ev tozu akarları ve insekt venom alerjilerinde etkilidir ve çocuklarda beş yaş üzeri kullanılabilir. Oral immünoterapi besin alerjilerinde mikro dozlardan başlayarak kademeli olarak gıdaya desensitizasyon sağlar ancak halen araştırma aşamasındadır ve uzman merkezlerde yapılmalıdır. Biyolojik tedaviler omalizumab anti-IgE orta-ciddi allerjik astımda IgE'yi nötralize ederek semptom kontrolü sağlar, dupilumab anti-IL-4/IL-13 orta-ciddi atopik dermatit ve astımda Th2 inflamasyonu baskılar ve mepolizumab anti-IL-5 eozinofilik astımda kullanılır. Acil anafilaksi yönetimi epinefrin otoinjektörü EpiPen anafilaksi acil tedavisi olup uyluk dışına intramüsküler enjeksiyon yapılır ve aileler, öğretmenler ve bakıcılar kullanım konusunda eğitilmelidir. İki doz her zaman taşınmalı ve son kullanma tarihleri düzenli kontrol edilmelidir.

Ailenin Rolü ve Psikososyal Destek

Eğitim ve farkındalık ailelerin alerji tetikleyicileri, semptom tanıma, acil müdahale protokolleri ve ilaç kullanımı konularında kapsamlı eğitimi kritiktir. Yazılı alerji eylem planları allerjik rinit, astım veya anafilaksi için basamaklı tedavi planları hazırlanmalı ve ailelere verilmelidir. Okul ve bakım ortamı koordinasyonu öğretmenler, okul hemşireleri ve bakıcılar ile iletişim kurularak çocuğun alerji durumu, tetikleyiciler, ilaçlar ve acil durum prosedürleri paylaşılmalıdır. Epinefrin otoinjektörü okul hemşireliğinde ve çocuğun erişilebileceği yerlerde bulundurulmalıdır. Beslenme planlaması besin alerjili çocuklarda diyetisyen desteği ile dengeli beslenme, allergen-free yemek hazırlama, etiket okuma becerileri ve sosyal etkinliklerde güvenli yemek seçenekleri sağlanmalıdır.

Psikososyal destek kronik alerji yönetimi çocukta ve ailede kaygı, sosyal izolasyon ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açabilir ve psikolojik danışmanlık gerektirebilir. Çocuğun yaşına uygun kendi alerji yönetimine katılımının teşvik edilmesi özgüven ve bağımsızlık gelişimine katkıda bulunur. Destek grupları ve kaynaklar alerji dernekleri, online forumlar ve aile destek grupları bilgi paylaşımı ve duygusal destek sağlayabilir. Düzenli takip pediatrik alerji uzmanı ile altı aylık veya yıllık kontroller allerjinin evrimini, tedavi yanıtını ve yeni stratejilerin uygulanmasını değerlendirmek için esastır. Büyüme ve gelişme monitörizasyonu uzun süreli kortikosteroid kullanımı veya diyet kısıtlamalarının çocuğun fiziksel gelişimini etkilemediğinden emin olmak için düzenli boy-kilo takibi yapılmalıdır. Alerji testlerinin tekrarlanması besin alerjisi toleransının gelişip gelişmediğini değerlendirmek için periyodik yeniden test edilmesi gerekebilir ve klinik olarak anlamlıysa kontrollü oral provokasyon yapılabilir.